ArgentinaAustraliaBelgiumBosnia and HerzegovinaCanadaAlberta, Halifax, Hamilton, Montreal, Ottawa, Toronto, Victoria, Winnipeg ColombiaCroatiaCzech RepublicFranceGermanyIndiaChandigarh, Chennai, Delhi, Pathankot, IsraelIreland |
ItalyMexicoNepalNew ZealandPeruSouth AfricaPolandTurkeyUnited KingdomBelfast, Birmingham, Edinburgh, Gwynedd , London, Portsmouth, Sheffield, West Yorkshire United StatesAppalachian Ohio, Athens GA, Atlanta, Berkeley, Baltimore, Boston, Chicago, Columbia MO, Des Moines, Fredericksburgh VA, Jacksonville NC, Los Angeles, New York City, NYU, Philadelphia, Palo Alto, Portland ME, Richmond VA, Rutgers University, San Francisco |
Canımız Sokakta: Hollaback! İstanbul’a hoşgeldiniz!
Bizim için önem taşıyan iki kabulümüz var:
1- Yaşına, cinsiyetine, cinsel yönelimlerine veya giyim kuşamına bakılmaksızın her kişinin korkmadan, fiziksel ve sözlü de dahil olmak üzere herhangi bir şekilde tacize uğramadan sokaklarda yürüme özgürlüğüne sahiptir ve bu, temel bir insanlık hakkıdır.
İnsanlar eşya değildir.
Sokak tacizi, insanlara, bilhassa da kadınlara “Eşya muamelesi yapmak” demektir.
2- Süregelen sokak tacizi olaylarına son vermek mümkündür. Günümüz mobil teknolojilerinin sağladığı erişilebilirlik, herkesin taciz anını, olay sırasında çektikleri fotoğrafları ve hatta videoları paylaşmasına imkan vermektedir.
Bu imkanın sağladığı koşullar, taciz mağdurları ve karşıtlarının, -erkek ve kadın fark etmeksizin- önayak olmasıyla, kitle kaynaklı bir değişime imkan tanıyabilir.
Verdiğimiz mesajlarla sessizliği kırabilir ve tacizin kabul edilemez bir davranış olduğu fikrini yayabiliriz.
Canımız Sokakta: Hollaback! İstanbul, tacizle savaşmak için hem sanal ortamda hem de gerçek hayatta, içinde yer alan herkesin bir parçası olabileceği bir topluluk kurmaktadır.
Canımız Sokakta: Hollaback! İstanbul, sokak taciziyle ilgili her konuyu paylaşabileceğiniz, tavsiye verebileceğiniz, ihtiyacı olan mağdurlara destek olabileceğiniz ve yeni bilgilere ulaşabileceğiniz bir platform olma hedefindedir.
Lütfen amacımıza ve hareketimize destek olun.
İlk adım olarak, daha önce paylaşılmış olan hikayeleri inceleyebilir, kaynaklarımıza göz atabilir ve kendi hikayelerinizi paylaşarak farkındalık oluşturmamıza yardımcı olabilirsiniz.
Sizlerin de yardımıyla, sokak tacizini durdurmaya gücümüz var!
Bir sabah metrobüse binmiş gidiyordum. Bildiğiniz metrobüs manzaraları, kalabalık ve kesif. Birden arkamda bir el hissettim ve döndüğümde yaşlı başlı bir adamdı bunu yapan. Bağırmaya başladım. Adamsa görüntüsünün çizdiği imaja güvenerek “Ne diyorsun evladım!” falan dedi ama kapı açılır açılmaz kaçtı nedense. Ben sinirden elim ayağım titrer haldeydim. Ki eminim o adamın yanlışlıkla değmediğinden, bir insanı bununla itham etmenin ne kadar kötü olduğunu biliyorum.
Aynı günün akşamı eve dönmek için Zincirlikuyu’dan tekrar metrobüse bindim. Sabahki olaydan mütevellit kendime sote bir yer bulmaya çalıştım. Körüklü kısma geçtim ve sırtımı da o körüklere dayadım. Adeta stratejik bir kararın verdiği rahatlıkla yolun bitmesini bekliyordum. Cevizlibağ durağına yaklaşıyorduk sanırım ki ben birden kıllandım, çantam değiyordur diye çantamı indirdim. Eğer adam taciz ettiyse de vazgeçer anladığımı fark eder diye düşündüm. Lakin o pis beyinli ne düşündüyse artık alenen devam etti. Ben yine çığlığı bastım. Sabahki olayın da etkisiyle adama küfretmeye, insanları olayın vehametine ortak etmeye çalıştım. Fakat adam balici midir, psikopat mıdır, her ne ise “Pardon , nefsime hakim olamadım. Yanlış olduğunu biliyorum. Ama yapıyorum. Hadi sus artık da s.git.” gibi şeyler söylüyordu, hem de tek bir noktaya bakarak. Kan beynime sıçradı, hiç böylesiyle karşılaşmadım. Kimse de bulaşmıyor tabi, sakin ol gızım diyen teyzeler dışında.
İnmem gereken durak Şirinevler’di. Ve ben Şirinevler durağına yaklaşırken çantamdan bir kalem çıkardım, rotring marka ince uçlu bir şey. O an içimden dedim ki, eğer şu an bir şey yapmazsam, sinirimi akıtmazsam, Ömür boyu İstanbul’da tek başıma dışarı cıkamam. Kendimi boyun eğmiş, susmuş hissederim. Bu sinirimin şu an çıkması lazım diye düşündüm. Düşünmek de değil kısa zaman dilimlerinden bahsediyoruz, olayın heyecanı aslında. Şirinevlerde kapı açıldı, adamın suratına bir Joker sırıtışı yaptım ve kalemi karnına sapladım. Koşa koşa metrobüsten indim. Adamın orada öyle kalacağını düşünmüştüm ama yanılmışım, peşimden koşmaya başladı. İstanbul’un en kalabalık köprüsü olan Şirinevler köprüsünde can derdiyle insanları yararak koşmaya başladım. Biraz yavaş olsam, adam bana ne yapacaktı bilmiyorum. Dediğim gibi psikopat bir tipti. Hayatımın en uzun saniyelerinin sonucunda kendimi bir fast food restoranının tuvaletine attım. Yere yığıldım kaldım. Kendime gelmem beş on dakikamı aldı. Tabi oradan çıkamadım, ailemi aradım ve gelip beni aldılar tuvaletin kapısından.
Taciz olaylarıyla bir daha karşılaşmadım mı? Karşılaştım. Ama her seferinde böyle bir şey yapmam mümkün değil. Hele ki o korkuyu yaşadıktan sonra. Ama benimki kadar abartılı ve belki yanlış bir şekilde olmasa da, tüm insanları tacize karşı seslerini çıkarmaya davet ediyorum.
Yaptıklarımdan da pişman değildim. Ama eline silah veya tehlikeli bir madde verilmeyecek biri olduğumu o gün anladım. Her ne kadar o pis beyinli benim vücut bütünlüğüme saldırmış olsa da, kişilerin vücut bütünlüğüne saldırmanın ilkel bir yöntem olduğunu biliyorum. Bu nedenle artık öfkemi mantıklı yollarla dışa vurmak istiyorum. Sitenizi görmek beni çok mutlu etti.
8 yaşındayken annem çalıştığı için evde yalnız olduğum bir gün kapı çaldı ve annemin hastanede olduğunu, kendisini babamın yolladığını söyleyen bir adam geldi. Apar topar içeri girdi. İlk önce evde değerli eşya aradı, bulamayınca doktorun ona gösterdiği şekilde beni muayene edeceğini söyledi. İlk önce eliyle özel bölgeme dokundu, benim korkup ağlamam üzerine beni darp etti, yüzüme yumruk attığını hatırlıyorum. Daha sonra bana külotumu çıkarttırıp beni yüz üstü yatırdı ve cinsel organımı üzerimde dolaştırdı.
Arkasından tedirgin oldu, kimseye söylemem için bana söz verdirdi ve gitti. Hemen aileme haber verdim, polise gittik, parmak izleri alındı, 8 yaşında jinekolog koltuğuna oturup muayene oldum ki, bununla beraber ifade verip ayni olayı 4-5 kere anlatmak en zor kısmıydı. Ailemin tüm çabalarına rağmen kisi yakalanamadı. Bu arada uzun yıllar psikolojik sıkıntılar çekip tedavi gördüm. Hala panik atak hastasıyım.
Bundan 2 sene evvel. Bostancı – Pendik çift katlı otobüslerinde, orta yaşta bir bayanın tacizine maruz kaldım. Koltukta oturuyordum, kendisi ayakta yolculuk ediyordu. Yer vereyim size hanımefendi dedim istemedi. Yolculuk boyunca göğüslerini omzuma bastırdı. Kıpkırmızı oldum. En sonunda oturduğum yerden patladım. Gitsene şu tarafa yada geç şuraya otur dedim. Boş boş yüzüme baktı. Bende iki durak sonra otobüsten inmiştim.
Canımız Sokakta kurucusu Kacie Lyn Kocher, TEDx Reset’in önemli konuşmacılarından biri oldu, taciz ile ilgili bir çok konuya açıklı getirdi.
TİM Convention Center’da düzenlenen iki günlük TEDx etkinliğinde dünyanın dört bir yanından gelen konuşmacılar Kritik Kavşaklar konusunu ele aldı. Her gün karşılaştığımız kavşaklardan biri de, cinsiyete dayalı şiddetle, baskılarla ve tacizle nasıl başa çıkmayı seçtiğimiz. Tacize karşı ses çıkarmak bir seçim; Kacie’nin “Sessizlik bir Seçimdir” isimli konuşması da hepimizi harekete geçmeye çağıran bir davet.
Yorum yokBir sabah metrobüse binmiş gidiyordum. Bildiğiniz metrobüs manzaraları, kalabalık ve kesif. Birden arkamda bir el hissettim ve döndüğümde yaşlı başlı bir adamdı bunu yapan. Bağırmaya başladım. Adamsa görüntüsünün çizdiği imaja güvenerek “Ne diyorsun evladım!” falan dedi ama kapı açılır açılmaz kaçtı nedense. Ben sinirden elim ayağım titrer haldeydim. Ki eminim o adamın yanlışlıkla değmediğinden, bir insanı bununla itham etmenin ne kadar kötü olduğunu biliyorum.
Aynı günün akşamı eve dönmek için Zincirlikuyu’dan tekrar metrobüse bindim. Sabahki olaydan mütevellit kendime sote bir yer bulmaya çalıştım. Körüklü kısma geçtim ve sırtımı da o körüklere dayadım. Adeta stratejik bir kararın verdiği rahatlıkla yolun bitmesini bekliyordum. Cevizlibağ durağına yaklaşıyorduk sanırım ki ben birden kıllandım, çantam değiyordur diye çantamı indirdim. Eğer adam taciz ettiyse de vazgeçer anladığımı fark eder diye düşündüm. Lakin o pis beyinli ne düşündüyse artık alenen devam etti. Ben yine çığlığı bastım. Sabahki olayın da etkisiyle adama küfretmeye, insanları olayın vehametine ortak etmeye çalıştım. Fakat adam balici midir, psikopat mıdır, her ne ise “Pardon , nefsime hakim olamadım. Yanlış olduğunu biliyorum. Ama yapıyorum. Hadi sus artık da s.git.” gibi şeyler söylüyordu, hem de tek bir noktaya bakarak. Kan beynime sıçradı, hiç böylesiyle karşılaşmadım. Kimse de bulaşmıyor tabi, sakin ol gızım diyen teyzeler dışında.
İnmem gereken durak Şirinevler’di. Ve ben Şirinevler durağına yaklaşırken çantamdan bir kalem çıkardım, rotring marka ince uçlu bir şey. O an içimden dedim ki, eğer şu an bir şey yapmazsam, sinirimi akıtmazsam, Ömür boyu İstanbul’da tek başıma dışarı cıkamam. Kendimi boyun eğmiş, susmuş hissederim. Bu sinirimin şu an çıkması lazım diye düşündüm. Düşünmek de değil kısa zaman dilimlerinden bahsediyoruz, olayın heyecanı aslında. Şirinevlerde kapı açıldı, adamın suratına bir Joker sırıtışı yaptım ve kalemi karnına sapladım. Koşa koşa metrobüsten indim. Adamın orada öyle kalacağını düşünmüştüm ama yanılmışım, peşimden koşmaya başladı. İstanbul’un en kalabalık köprüsü olan Şirinevler köprüsünde can derdiyle insanları yararak koşmaya başladım. Biraz yavaş olsam, adam bana ne yapacaktı bilmiyorum. Dediğim gibi psikopat bir tipti. Hayatımın en uzun saniyelerinin sonucunda kendimi bir fast food restoranının tuvaletine attım. Yere yığıldım kaldım. Kendime gelmem beş on dakikamı aldı. Tabi oradan çıkamadım, ailemi aradım ve gelip beni aldılar tuvaletin kapısından.
Taciz olaylarıyla bir daha karşılaşmadım mı? Karşılaştım. Ama her seferinde böyle bir şey yapmam mümkün değil. Hele ki o korkuyu yaşadıktan sonra. Ama benimki kadar abartılı ve belki yanlış bir şekilde olmasa da, tüm insanları tacize karşı seslerini çıkarmaya davet ediyorum.
Yaptıklarımdan da pişman değildim. Ama eline silah veya tehlikeli bir madde verilmeyecek biri olduğumu o gün anladım. Her ne kadar o pis beyinli benim vücut bütünlüğüme saldırmış olsa da, kişilerin vücut bütünlüğüne saldırmanın ilkel bir yöntem olduğunu biliyorum. Bu nedenle artık öfkemi mantıklı yollarla dışa vurmak istiyorum. Sitenizi görmek beni çok mutlu etti.
Yanımda oturan adam önce bacağıma dokunmaya çalıştı bunu önceden fark edip araya mesafe koydum sonra ben tam kalkıp onun önünden geçerken elimi eteğimin altına soktu. Cüzdanımla vurdum ve “napıyosun gerizekalı!” dedim yüzünde sanki dünyanın oluşumundan bile habersiz bir ifade vardı ama suçluluğunu saklayamıyordu. Otobüste kimse ama hiç kimse ona bir şey demedi…
14-15 yaşlarındayken otobüste 40-45 yaşlarında bir adamın bana sürtündüğünü fark ettim kaçtıkça daha da sokuluyordu ve elindeki iş çantasıyla yaptığını başkasının görmesini engelliyordu, yer değiştirmeye çalıştım ani bir tepki ile o zaman anladı, gözümün içine baktı ve bir sonraki durakta indi bense otobüsten iner inmez annemi aradım sesini duymak için ama o kötü olduğumu anladı ve “Neyin var?” dediği an hıçkıra hıçkıra ağladım..