Hikayeler

Hoşgeldiniz!

Canımız Sokakta: Hollaback! İstanbul’a hoşgeldiniz!

Bizim için önem taşıyan iki kabulümüz var:

1-  Yaşına, cinsiyetine, cinsel yönelimlerine veya giyim kuşamına bakılmaksızın her kişinin korkmadan, fiziksel ve sözlü de dahil olmak üzere herhangi bir şekilde tacize uğramadan sokaklarda yürüme özgürlüğüne sahiptir ve bu, temel bir insanlık hakkıdır.

İnsanlar eşya değildir.

Sokak tacizi, insanlara, bilhassa da kadınlara “Eşya muamelesi yapmak” demektir.

2- Süregelen sokak tacizi olaylarına son vermek mümkündür. Günümüz mobil teknolojilerinin  sağladığı erişilebilirlik, herkesin taciz anını, olay sırasında çektikleri fotoğrafları ve hatta videoları paylaşmasına imkan vermektedir.

Bu imkanın sağladığı koşullar, taciz mağdurları ve karşıtlarının, -erkek ve kadın fark etmeksizin- önayak olmasıyla, kitle kaynaklı bir değişime imkan tanıyabilir.

Verdiğimiz mesajlarla sessizliği kırabilir ve tacizin kabul edilemez bir davranış olduğu fikrini yayabiliriz.

Canımız Sokakta: Hollaback! İstanbul, tacizle savaşmak için hem sanal ortamda hem de gerçek hayatta, içinde yer alan herkesin bir parçası olabileceği bir topluluk kurmaktadır.

Canımız Sokakta: Hollaback! İstanbul, sokak taciziyle ilgili her konuyu paylaşabileceğiniz, tavsiye verebileceğiniz, ihtiyacı olan mağdurlara destek olabileceğiniz ve yeni bilgilere ulaşabileceğiniz bir platform olma hedefindedir.
Lütfen amacımıza ve hareketimize destek olun.

İlk adım olarak, daha önce paylaşılmış olan hikayeleri inceleyebilir, kaynaklarımıza göz atabilir ve kendi hikayelerinizi paylaşarak farkındalık oluşturmamıza yardımcı olabilirsiniz.

Sizlerin de yardımıyla, sokak tacizini durdurmaya gücümüz var!

2c yorum
Hikayeler

Mete’nin Hikayesi

Her sabah olduğu gibi yine okula gidiyorduk 3 arkadaş otobüsle. Arka taraflardaydik. Tam önümüzde 24-25 yaşlarında bi bayan hemen arkasında 35-40 yaş arası bi şerefsiz. Eliyle taciz ediyor yetmemiş gibi birde yaslaniyordu. Ben kalktım yer verdim. Adam bu sefer ablanin oturduğu yere yaklaşmaya çalışıyordu. Içimden dedim yapıştır bi tane ama yapmadım ve dönerek ‘usta ayıp oluyor’ dedim sessizce. Adam sanki normal bir şeymiş gibi ‘sen karışma’ dedi. Ben iyice sinir oldum ve ‘bak seni rezil ederim adam dedim’. Korkmuş olacak ki kapının yanına gitti ve birkaç durak sonra indi. Abla da inerken sessizce teşekkür edip tebessüm etti. Bu olaydan sonra resmen erkek olmaktan utandım. Seref namus kalmamış insanlarda.

Arkandayım
24+

Yorum yok
Hikayeler

Ayşe’nin Hikayesi

2014 yazinda annemle gorusmek icin Konya’ya gitmistim. Kendisi Meram semtinde oturuyor ve Konya’yi bilenler bilir, gayet nezih ve duzgun bir semttir Konya icin. Annemin iste oldugu bir gun oglen saatlerinde hem hava almak hem de markete ugramak icin disari cikmistim. Evin cok yakinindaki bir markette isimi hallettikten sonra sokakta yurumeye basladim. Karsidan bir adam geliyordu ve bana baktigini fark ettim, orali olmadim cunku basima bela almak istemiyordum. Bir anda bana dogru yoneldi ve sag gogsumu avucladi. O an sadece donup kaldim cunku oglen vakti sokak ortasinda basima boyle bir seyin gelebileceginin farkinda degildim, agzimi acip bagirabilirdim ama hicbir sey yapamadim, tek yaptigim adamin eline vurmak ve kafam karismis bir halde kendimi geri cekmek oldu. Kendisi yaptiginin ayirdinda degilmis gibi yoluna devam etti. Bense etrafta goren biri, yardimci olabilecek biri var mi diye baktim ama kimse yoktu. Kendimi kucuk dusurulmus ve utanc duymus bir halde hickiriklara bogulmus buldum. Simdi dusunuyorum da kendimi utanmis hissetmem icin hicbir sebep yok, orada hakkimi aramaliydim ve sesimi cikarmaliydim. O olayin psikolojisi cok farkli gercekten basima gelmeden anlayamadim, tek dilegim bir daha boyle bir olayda karsimdaki kisinin haddini bildirebilirim umarim.

Arkandayım
16+

Yorum yok
Bizden, Sizden

TDK Kadınları Neden Sevmiyor

Nihan Güneli, Canımız Sokakta: Hollaback Istanbul kurucu üyesi ve avukatı

– Avukat hanım, müsait misiniz?”

Her gün defalarca duyduğum bu soruya, Türk Dil Kurumu’na göre anlatılmak istenenin farklı olduğunu bilsem belki de her seferinde müsait olduğumu belirtmezdim. Zira TDK’ya göre müsait, “Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)” demekmiş. Sanki kadınlar kendi kendileriyle flört ediyorlarmış gibi ya da sabit durup birisinin kendileriyle gelip flört etmelerini bekliyorlarmış gibi… Neyse.

Son günlerde patlayan bu “müsait” furyasına bazılarımız hakikaten çok sinirlendi. İmza kampanyaları başlatıldı*, insanlar konuştukça konuştular, geyik yapanlar bir tarafta, troll arkadaşlar lugatlarına hiç bilmedikleri anlamıyla bu yeni kelimenin katılmasını kutluyorlar falan. Bir taraftan da TDK açıklama yapıyor: “Aa vallahi hiç haberimiz yoktu!”

Bir milletin dilinden sorumlu kurumun yapmakla mükellef olduğu tek işten bu kadar bihaber olmasını kadrolaşmaya veya o kurumdaki bıyıklı sayısına bağlayacak değilim; çünkü bu yazının konusu kadrolaşma ya da devletimizin erkek çalıştırmaya teşne oluşu değil. TDK diyor ki özet olarak, bu kelimeyi sözlüğe bu manasıyla biz koymadık, bilmem kaç yılında bilmem kimler koymuşlar, bunun sorumlusu biz değiliz, biz de şimdi siz şimdi söyleyince farkettik ve dedik ki sözlüğü bir kere baştan sona okumak lazım. Gerçekten takdir ettim; fakat bir taraftan da merakımı kurcalayan bir husus var: TDK çalışanları ne iş yapıyor tam olarak?

“Bir yönden cinsiyet ayrımcılığı güden, bir yönden de bu anlamıyla kullanılışı neredeyse hiç bilinmeyen bu kelime, Türkçe Sözlük’ün yeni baskısında ve Genel Ağ ortamındaki kullanımlarında gerekli taramalar yapıldıktan sonra yeniden düzenlenecektir. Kamuoyunda tartışmalara sebep olan bu ve benzeri konularla ilgili TDK olarak çalışma yapılacak ve kamuoyuyla paylaşılacaktır.”, diyor TDK. Bu ve benzeri “konularla” diyor, “çalışma yapılacak”. Şunu açıkça söylemekte bir beis görmüyorum: Siz olayı hiç anlamamışsınız.

Bir kere ortada bir “konu” yok; bir meseleye, bir isyana, bir tepkiye sebep olan bir tanım var ve işin acı tarafı bu tanım TDK tarafından hep yapılıyor. Diyeceksiniz ki, bu Türkçe dilinin bir problemi değil mi? Öyle muhakkak. Türkçe dilinde “müsait” kelimesi belirtilen anlamıyla kullanılmışsa TDK ne yapsın, değil mi? Zaten sözlüklerin anlamı ve amacı, bir dilde bulunan bütün kelimeleri, bütün anlamlarıyla içermek değil midir? Bu soruların hepsine cevabım elbette ki evet. Evet, TDK müsait kelimesinin tanımı neyse, onu bulup yazmalı sözlüğe. Fakat TDK sözlükteki tanımları yapmasının yanında, örnek cümlelerle de ilgili tanımları daha anlaşılır kılmaya çalışıyor. Yani TDK tarafından belli kelime, deyim, atasözü, birleşik kelimelerin tanımlarının yapılmasının yanında, açıklamaları da birer cümleyle yapılıyor. İşte bu yüzden, sözlük biraz detaylı incelendiğinde insan delirecek gibi oluyor. Bazı kelimelerin açıklamalarında kadınlar aşağılanıyor, diğerlerinin örnek cümlelerinde. Hal böyle olunca da, “e canım, Türkçe işte böyle de bir dil” deme lüksü de kalmıyor.

Üstelik tek sorun kelime tanımları da değil. Mesela “gözünü açmak” deyimi, TDK tarafından “kadın(ın) ilk cinsel ilişkiyi o erkekle kurmuş olmak” olarak tanımlanıyor. Senelerdir tanımı konusunda yanıldığımız bir deyim! “Kadının fendi, erkeği yendi” atasözü ise, “kadınlar kurnazlıkta erkeklerden üstündürler” olarak tanımlanmış. Oysa “fendi” olarak ifade edilen bölüm kurnazlık ifade etmiyor olmamalı mıydı?! “Tarlayı düz al, kadını kız al” diye harika bir atasözü var mesela. Bu atasözünün kendini zaten yeterince anlattığını, okuyan her insanın ne anlatılmaya çalıştığını anlayacağını düşünüyorsunuz belki, ama TDK sizinle aynı fikirde değil belli ki; “tarla alacak kimse bayırdan, engebeli yerden değil, düz yerden almamalıdır, evlenecek erkek de dul kadın değil, kız almalıdır” diyor. Evet, cümlede bir yazım hatası yok, doğru okudunuz, TDK aynen böyle diyor. Açıklıyor TDK; evlenecek erkek diyor, dul kadın almamalıdır, kız almalıdır. Çünkü “kadını kız al” ifadesi yeterince açık değil TDK’ya göre, tanımlama gerektiriyor.

1779805_10153760448455344_1571333494_n

TDK’nın kadın kelimesini kapsayan içeriği o kadar geniş bir derya ki, araştırırken içinde kaybolmak, saatler geçirmek mümkün; öyle bir deniz. Üstelik bir noktadan sonra sinirlenmiyorsunuz da; o kadar sürreel. Bizden kadın olarak hep “müsait” olmamızı bekleyen, gel deyince gelmemizi, git deyince gitmemizi, doğur deyince 1 de değil, tam 3 tane doğurmamızı, evde oturup çocuk bakmamızı, bu işlerin hepsine sürekli olarak “müsait” olmamızı bekleyenlerin, “müsait” olanlarımızı kolayca flört edebilen, daha açık ifade ile kolayca elde edilebilen, yani “yollu” (bkz: TDK – Yollu) kadınlar olarak tanımlaması ne tatlı bir çelişkidir.

Bu noktada sorulması gereken soru tam da bu: TDK neden kadınları sevmiyor? Bu ülkede kadınları sevmeyen tek kurum TDK değil elbette. Bu soruyu tatlı bir naiflikle de sormuyorum üstelik, samimi bir soru. Cevap bekliyorum: TDK kadınları neden sevmiyor?

*Not: change.org’da bir kampanya başlatıldı bu konuda. Başlatılan kampanyayı genel hatlarıyla desteklemekle birlikte, kampanya konusunda da birkaç kelam etmek isterim. Sözlükler, bir dilde kullanılan kelimeleri ve bu kelimelerin anlamlarını içermek için varlar. Yani, bu kelime Türkçe’de kullanıldıysa veya kullanılıyorsa, bir sözlüğün o kelimeye kaba veya aşağılayıcı olduğu gerekçesiyle yer vermemesi bana kalırsa düşünülemez. Ancak bunun yerine, kampanyayı belki de, TDK’yı böyle tanımların ve ifadelerin yanına seksist olduğunu veya güncel durumda kullanılmadığını belirtmeye zorlayarak yürütmek daha mantıklı olabilir diye düşünüyorum. Yani sadece kelime sözlüğü değil, atasözü ve deyimler sözlükleri de elden geçirilip cinsiyetçi, ırkçı, kötü, kaba, aşağılayıcı ve dahi şu anda kullanılmayan sözcüklerin yanlarına belirli işaretlerin konulmasını talep etmenin daha etkili ve işlevsel olacağı kanaatindeyim.

 

Bu yazı ilk olarak Evrensel Pazar‘da yayınlanmıştır.

Yorum yok
Hikayeler

Sude’nin Hikayesi

Söylenenlerin düşünülenlerin aksine bu işin tamamen kılık kıyafetle ilgili olmadığını anlamış bulunuyorum bugün bir kez daha.. Kapalı bir kadınım ve bunu hassasiyetle yaptığımı düşünüyorum, üzerimde bileklerime kadar uzun ve bol kabanımla çarşıda yemek yiyip ardından çarşıya çıktık. Yol ayrımında arkadaşlarımızla vedalaşacakken arkamda bir şey hissettim, insanın ilk kez başına gelince konduramıyor, bir yere takıldım diye düşündüm, bir elmiş meğer. Saniyeler sonra geldi aklıma böyle bir şey, dönüp etrafıma baktığımda yaşlı olduğunu tahmin ettiğim yeşil montlu bir insanın önümüzde yürüdüğünü gördüm ve birkaç saniye sonra dönüp baktığını.. O utanmadan dönüp bakabilirken ben arkadaşlarımın gözünün içine baktım görüp görmediklerinden emin olmak için, onun utanması gerekirken ben utandım. Dahada büyüdü içimdeki öfke, o an hiçbir şey yapamazdım. Bahsettiğim yer ne bir ara sokak ne de günün tenha bir saati. Öğle vakti çarşının en kalabalık vaktinde yaşadım bunu ve sadece sığ düşünceli insanların yanıldığını göstermek için tekrar yineliyorum, kapalı bir bayanım ve hiçbir şekilde dikkat çekici değil kıyafet seçimim, buna rağmen.. Bir bayan olarak hiçbirimiz bir erkeğin kirli zevklerini tatmin edebileceği bir obje değiliz. Kadınız ve en özgürce yaşamayı, gezmeyi hak eden topluluk da yine biziz.

Arkandayım
22+

Yorum yok
Hikayeler

Damla’nin Hikayesi

15 yaşındayım. Yaklaşık olarak birkaç hafta önce başıma gelen bir olay bu. Kabataş’tan yanımda iki kız arkadaşımla beraber Bebek istikametine doğru sabah 10.30 11.00 civarında giden bir halk otobüsüne bindim. Cam kenarında arkadaşlarımla konuşurken arka tarafımda bir şey hissettim. Vücudum otomatik olarak zıpladı, hemen arkama döndüm. Dibimde 50 yaşından büyük sakallı bir adam gördüm. Adama sen ne yapıyorsun diye bağırmaya başladım. Adam ne diyosun diyip inkar edince otobüsteki insanlara bu adamı indirir misiniz diye bağırdım. Otobüste bir kişinin bile umrunda olmadı, insanlar sadece izlemeyi tercih etti. Arkadaşlarımı da alıp adamdan uzak bir köşeye geçtim. Olayın paniği ile annemi aradım, sessizce ona anlattım, onun verdiği komutla beraber otobüs şöförüne gidip durumu anlattım. O sıra adam bizim yanımıza doğru gelmeye başladı, bende işte bu adam diye gösterdim. Taciz eden adam benim üzerime yürüyerek bağırmaya beni tehdit etmeye başladı. Elimi aramıza koyarak şöföre ısrarla adamı indirmesini söyledim. Şöför umursamadan adama arkaya geç kardeşim tarzı bir laf söyledi.  Buna iyice sinirlenerek hayır bu adamın inmesini istiyorum ve şikayetçi olacağım dedim. Şikayet lafından korkan otobüs şöförü adamı indirdi. O sıra adam inen adam bana aşağıdan da sen bi gel buraya diye bağırarak tehditlerini sürdürmeye devam etti. Etrafta polis olsaydı bende peşinden inip karakola gidecektim; ama yoktu. Adam indikten sonra son durağa kadar arkadaşlarımla gittim ve arabayla bir tanıdığımın almasını bekledım. Bu olaydan sonra toplu taşımalarda paranoyaklaşmaya başladım. Her saniye etrafımdaki her insana bir tehdit gibi bakmaya başladım ve o otobüsteki hiç bir insanın bana yardımcı olmaması beni en çok şok eden kısımdı

Arkandayım
31+

Yorum yok
Hikayeler

Siradan’ın Hikayesi

Metrobuste onde hol tarafinda otururken (yuksekte olan tarafta) ayakta duran adam bacagimin ust tarafina dayandi ve kalabaliktan da faydalanarak taciz etti. Ben cekilmeye calistikca daha cok yaklasti. Ereksiyon halindeydi ve agzindan salya geliyordu. Metrobus durur durmaz indim. Soka girdigim icin sanirim o an sesimi cikaramadim. Indigimde bir adam gelip gecmis olsun ne oldugunu gordum dedi. Kabus gibiydi.

Arkandayım
12+

Yorum yok
Hikayeler

Herkes gibi bir Simge’nin Hikayesi

Daha 16 yaşında bir genç kızın, ülkesinde ki her zaman dile getirilen özgürlük sözüne kanarak yaşadığı bir olayı anlatıyorum. Bu kız bizzat benim ; akşam saatleri, ailem ile alışverişten dönmekteyiz, aslında taksiyi tercih edecektik; ancak kalabalıktan dolayı her gelen araç doluydu. En son geçe kalmamak için bir dolmuşa attık kendimizi. Pendik”ten bindik dolmuşa. O akşam da hava soğuk, altımda dar bir kot, üstümde kalın bir kazak ve kısa bir ceket var. Dolmuşa ilk bindiğimizde hafif doluydu, oturucak yer yoktu ancak nefes alma alanımız vardı. Yaklaşık iki durak sonra, bırakın nefes almayı, karbondioksit veremiyorduk dışarı, tıklım tıklım. Annem az ilerimde, bir tanıdık ile muhabbet ediyordu, ben de hafif gerisinde direğe ellerimi koymuş, bir elimde de alışveriş poşetleri. Bir anda arkamda kalçalarıma doğru değen bir baskı hissettim, yanlışlıkla olmuştur sonuçta hepimiz iç içeyiz, günahlarını almıyım diyerek pek önemsemedim; ama daha saniyeler geçmemişti ki müthiş bir cüret ile birden arkamdaki baskı artmış ve nerdeyse kalçalarımın arasında erkek organını hissetmiştim. Bu durumdan rahatsızlığımı belli etmek adına hafif öne doğru ilerledim ancak bir anda bacaklarımın etrafında bir duvar örüldü ve kımıldayamadım. Arkamdaki şey baskıyı bırakmış resmen niyetini belli edercesine tüm bedenini bedenime yaslamış durumdaydı. Ne yapıcağımı şaşırdım, o anda ses çıkarsam kuyruk salladın, amma abarttın, çocuğun günahını alma gibi tepkiler goruceğimi biliyordum. Ve şu anda anlıyorum ki yaptığım en büyük hataydı; çünkü daha sonra bu cinsel açlığın iradesizliğine düşmüş insan susmamdan cesaretlenmiş olmalı ki organı ile kalçalarım arasında sanki kumaş parçası bile yok denecek kadar azalmıştı. Artık saklamaktan kuşku duymadan parmaklarını göğsümde hissetmeye başladım. O sırada iniceğimiz durağa gelmiştik, tam döndüm ineceğim, bırakmadı son kez erkekliğini dayadı bana. Bende o cesaretle birden bacak arasına tekmeyi geçirdim ve indim. Demem o ki sessiz kalmayın, belki söz ile belki şiddet ile bir karşılık verin. Çünkü onlar bu durumdan cesaretlenip, daha da yaygınlaşıyorlar. Tepkisiz kalmayın, sesinizi çıkarın!

Arkandayım
13+

Yorum yok
Hikayeler

Dilara’nın Hikayesi

Arkadaşlar merhaba,
Artık sözlü tacizlerden bıkmışken şimdide elle taciz eklenddi bu vahim tabloya.Dün özgürlük parkı girişnde otobüs duraklarının yanında 28-29 yaşlarında iki arkadaş hem sözlü hemde elle tacizde bulundu bana.Önce söz sonra bir diğeri yanından geçerken bana tacizde bulundu.Ben tepki gösterince de koşarak kaçtılar.Çevredekiler dahişl hepimiz ne olduğumuzu şaşırıp kaldık.

Arkandayım
6+

Yorum yok

Arşivi Görüntüle

Powered by WordPress