Hikayeler

Hoşgeldiniz!

Canımız Sokakta: Hollaback! İstanbul’a hoşgeldiniz!

Bizim için önem taşıyan iki kabulümüz var:

1-  Yaşına, cinsiyetine, cinsel yönelimlerine veya giyim kuşamına bakılmaksızın her kişinin korkmadan, fiziksel ve sözlü de dahil olmak üzere herhangi bir şekilde tacize uğramadan sokaklarda yürüme özgürlüğüne sahiptir ve bu, temel bir insanlık hakkıdır.

İnsanlar eşya değildir.

Sokak tacizi, insanlara, bilhassa da kadınlara “Eşya muamelesi yapmak” demektir.

2- Süregelen sokak tacizi olaylarına son vermek mümkündür. Günümüz mobil teknolojilerinin  sağladığı erişilebilirlik, herkesin taciz anını, olay sırasında çektikleri fotoğrafları ve hatta videoları paylaşmasına imkan vermektedir.

Bu imkanın sağladığı koşullar, taciz mağdurları ve karşıtlarının, -erkek ve kadın fark etmeksizin- önayak olmasıyla, kitle kaynaklı bir değişime imkan tanıyabilir.

Verdiğimiz mesajlarla sessizliği kırabilir ve tacizin kabul edilemez bir davranış olduğu fikrini yayabiliriz.

Canımız Sokakta: Hollaback! İstanbul, tacizle savaşmak için hem sanal ortamda hem de gerçek hayatta, içinde yer alan herkesin bir parçası olabileceği bir topluluk kurmaktadır.

Canımız Sokakta: Hollaback! İstanbul, sokak taciziyle ilgili her konuyu paylaşabileceğiniz, tavsiye verebileceğiniz, ihtiyacı olan mağdurlara destek olabileceğiniz ve yeni bilgilere ulaşabileceğiniz bir platform olma hedefindedir.
Lütfen amacımıza ve hareketimize destek olun.

İlk adım olarak, daha önce paylaşılmış olan hikayeleri inceleyebilir, kaynaklarımıza göz atabilir ve kendi hikayelerinizi paylaşarak farkındalık oluşturmamıza yardımcı olabilirsiniz.

Sizlerin de yardımıyla, sokak tacizini durdurmaya gücümüz var!

2c yorum
Bizden, Sizden

TDK Kadınları Neden Sevmiyor

Nihan Güneli, Canımız Sokakta: Hollaback Istanbul kurucu üyesi ve avukatı

– Avukat hanım, müsait misiniz?”

Her gün defalarca duyduğum bu soruya, Türk Dil Kurumu’na göre anlatılmak istenenin farklı olduğunu bilsem belki de her seferinde müsait olduğumu belirtmezdim. Zira TDK’ya göre müsait, “Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)” demekmiş. Sanki kadınlar kendi kendileriyle flört ediyorlarmış gibi ya da sabit durup birisinin kendileriyle gelip flört etmelerini bekliyorlarmış gibi… Neyse.

Son günlerde patlayan bu “müsait” furyasına bazılarımız hakikaten çok sinirlendi. İmza kampanyaları başlatıldı*, insanlar konuştukça konuştular, geyik yapanlar bir tarafta, troll arkadaşlar lugatlarına hiç bilmedikleri anlamıyla bu yeni kelimenin katılmasını kutluyorlar falan. Bir taraftan da TDK açıklama yapıyor: “Aa vallahi hiç haberimiz yoktu!”

Bir milletin dilinden sorumlu kurumun yapmakla mükellef olduğu tek işten bu kadar bihaber olmasını kadrolaşmaya veya o kurumdaki bıyıklı sayısına bağlayacak değilim; çünkü bu yazının konusu kadrolaşma ya da devletimizin erkek çalıştırmaya teşne oluşu değil. TDK diyor ki özet olarak, bu kelimeyi sözlüğe bu manasıyla biz koymadık, bilmem kaç yılında bilmem kimler koymuşlar, bunun sorumlusu biz değiliz, biz de şimdi siz şimdi söyleyince farkettik ve dedik ki sözlüğü bir kere baştan sona okumak lazım. Gerçekten takdir ettim; fakat bir taraftan da merakımı kurcalayan bir husus var: TDK çalışanları ne iş yapıyor tam olarak?

“Bir yönden cinsiyet ayrımcılığı güden, bir yönden de bu anlamıyla kullanılışı neredeyse hiç bilinmeyen bu kelime, Türkçe Sözlük’ün yeni baskısında ve Genel Ağ ortamındaki kullanımlarında gerekli taramalar yapıldıktan sonra yeniden düzenlenecektir. Kamuoyunda tartışmalara sebep olan bu ve benzeri konularla ilgili TDK olarak çalışma yapılacak ve kamuoyuyla paylaşılacaktır.”, diyor TDK. Bu ve benzeri “konularla” diyor, “çalışma yapılacak”. Şunu açıkça söylemekte bir beis görmüyorum: Siz olayı hiç anlamamışsınız.

Bir kere ortada bir “konu” yok; bir meseleye, bir isyana, bir tepkiye sebep olan bir tanım var ve işin acı tarafı bu tanım TDK tarafından hep yapılıyor. Diyeceksiniz ki, bu Türkçe dilinin bir problemi değil mi? Öyle muhakkak. Türkçe dilinde “müsait” kelimesi belirtilen anlamıyla kullanılmışsa TDK ne yapsın, değil mi? Zaten sözlüklerin anlamı ve amacı, bir dilde bulunan bütün kelimeleri, bütün anlamlarıyla içermek değil midir? Bu soruların hepsine cevabım elbette ki evet. Evet, TDK müsait kelimesinin tanımı neyse, onu bulup yazmalı sözlüğe. Fakat TDK sözlükteki tanımları yapmasının yanında, örnek cümlelerle de ilgili tanımları daha anlaşılır kılmaya çalışıyor. Yani TDK tarafından belli kelime, deyim, atasözü, birleşik kelimelerin tanımlarının yapılmasının yanında, açıklamaları da birer cümleyle yapılıyor. İşte bu yüzden, sözlük biraz detaylı incelendiğinde insan delirecek gibi oluyor. Bazı kelimelerin açıklamalarında kadınlar aşağılanıyor, diğerlerinin örnek cümlelerinde. Hal böyle olunca da, “e canım, Türkçe işte böyle de bir dil” deme lüksü de kalmıyor.

Üstelik tek sorun kelime tanımları da değil. Mesela “gözünü açmak” deyimi, TDK tarafından “kadın(ın) ilk cinsel ilişkiyi o erkekle kurmuş olmak” olarak tanımlanıyor. Senelerdir tanımı konusunda yanıldığımız bir deyim! “Kadının fendi, erkeği yendi” atasözü ise, “kadınlar kurnazlıkta erkeklerden üstündürler” olarak tanımlanmış. Oysa “fendi” olarak ifade edilen bölüm kurnazlık ifade etmiyor olmamalı mıydı?! “Tarlayı düz al, kadını kız al” diye harika bir atasözü var mesela. Bu atasözünün kendini zaten yeterince anlattığını, okuyan her insanın ne anlatılmaya çalıştığını anlayacağını düşünüyorsunuz belki, ama TDK sizinle aynı fikirde değil belli ki; “tarla alacak kimse bayırdan, engebeli yerden değil, düz yerden almamalıdır, evlenecek erkek de dul kadın değil, kız almalıdır” diyor. Evet, cümlede bir yazım hatası yok, doğru okudunuz, TDK aynen böyle diyor. Açıklıyor TDK; evlenecek erkek diyor, dul kadın almamalıdır, kız almalıdır. Çünkü “kadını kız al” ifadesi yeterince açık değil TDK’ya göre, tanımlama gerektiriyor.

1779805_10153760448455344_1571333494_n

TDK’nın kadın kelimesini kapsayan içeriği o kadar geniş bir derya ki, araştırırken içinde kaybolmak, saatler geçirmek mümkün; öyle bir deniz. Üstelik bir noktadan sonra sinirlenmiyorsunuz da; o kadar sürreel. Bizden kadın olarak hep “müsait” olmamızı bekleyen, gel deyince gelmemizi, git deyince gitmemizi, doğur deyince 1 de değil, tam 3 tane doğurmamızı, evde oturup çocuk bakmamızı, bu işlerin hepsine sürekli olarak “müsait” olmamızı bekleyenlerin, “müsait” olanlarımızı kolayca flört edebilen, daha açık ifade ile kolayca elde edilebilen, yani “yollu” (bkz: TDK – Yollu) kadınlar olarak tanımlaması ne tatlı bir çelişkidir.

Bu noktada sorulması gereken soru tam da bu: TDK neden kadınları sevmiyor? Bu ülkede kadınları sevmeyen tek kurum TDK değil elbette. Bu soruyu tatlı bir naiflikle de sormuyorum üstelik, samimi bir soru. Cevap bekliyorum: TDK kadınları neden sevmiyor?

*Not: change.org’da bir kampanya başlatıldı bu konuda. Başlatılan kampanyayı genel hatlarıyla desteklemekle birlikte, kampanya konusunda da birkaç kelam etmek isterim. Sözlükler, bir dilde kullanılan kelimeleri ve bu kelimelerin anlamlarını içermek için varlar. Yani, bu kelime Türkçe’de kullanıldıysa veya kullanılıyorsa, bir sözlüğün o kelimeye kaba veya aşağılayıcı olduğu gerekçesiyle yer vermemesi bana kalırsa düşünülemez. Ancak bunun yerine, kampanyayı belki de, TDK’yı böyle tanımların ve ifadelerin yanına seksist olduğunu veya güncel durumda kullanılmadığını belirtmeye zorlayarak yürütmek daha mantıklı olabilir diye düşünüyorum. Yani sadece kelime sözlüğü değil, atasözü ve deyimler sözlükleri de elden geçirilip cinsiyetçi, ırkçı, kötü, kaba, aşağılayıcı ve dahi şu anda kullanılmayan sözcüklerin yanlarına belirli işaretlerin konulmasını talep etmenin daha etkili ve işlevsel olacağı kanaatindeyim.

 

Bu yazı ilk olarak Evrensel Pazar‘da yayınlanmıştır.

Yorum yok
Hikayeler

Sude’nin Hikayesi

Söylenenlerin düşünülenlerin aksine bu işin tamamen kılık kıyafetle ilgili olmadığını anlamış bulunuyorum bugün bir kez daha.. Kapalı bir kadınım ve bunu hassasiyetle yaptığımı düşünüyorum, üzerimde bileklerime kadar uzun ve bol kabanımla çarşıda yemek yiyip ardından çarşıya çıktık. Yol ayrımında arkadaşlarımızla vedalaşacakken arkamda bir şey hissettim, insanın ilk kez başına gelince konduramıyor, bir yere takıldım diye düşündüm, bir elmiş meğer. Saniyeler sonra geldi aklıma böyle bir şey, dönüp etrafıma baktığımda yaşlı olduğunu tahmin ettiğim yeşil montlu bir insanın önümüzde yürüdüğünü gördüm ve birkaç saniye sonra dönüp baktığını.. O utanmadan dönüp bakabilirken ben arkadaşlarımın gözünün içine baktım görüp görmediklerinden emin olmak için, onun utanması gerekirken ben utandım. Dahada büyüdü içimdeki öfke, o an hiçbir şey yapamazdım. Bahsettiğim yer ne bir ara sokak ne de günün tenha bir saati. Öğle vakti çarşının en kalabalık vaktinde yaşadım bunu ve sadece sığ düşünceli insanların yanıldığını göstermek için tekrar yineliyorum, kapalı bir bayanım ve hiçbir şekilde dikkat çekici değil kıyafet seçimim, buna rağmen.. Bir bayan olarak hiçbirimiz bir erkeğin kirli zevklerini tatmin edebileceği bir obje değiliz. Kadınız ve en özgürce yaşamayı, gezmeyi hak eden topluluk da yine biziz.

Arkandayım
5+

Yorum yok
Hikayeler

Damla’nin Hikayesi

15 yaşındayım. Yaklaşık olarak birkaç hafta önce başıma gelen bir olay bu. Kabataş’tan yanımda iki kız arkadaşımla beraber Bebek istikametine doğru sabah 10.30 11.00 civarında giden bir halk otobüsüne bindim. Cam kenarında arkadaşlarımla konuşurken arka tarafımda bir şey hissettim. Vücudum otomatik olarak zıpladı, hemen arkama döndüm. Dibimde 50 yaşından büyük sakallı bir adam gördüm. Adama sen ne yapıyorsun diye bağırmaya başladım. Adam ne diyosun diyip inkar edince otobüsteki insanlara bu adamı indirir misiniz diye bağırdım. Otobüste bir kişinin bile umrunda olmadı, insanlar sadece izlemeyi tercih etti. Arkadaşlarımı da alıp adamdan uzak bir köşeye geçtim. Olayın paniği ile annemi aradım, sessizce ona anlattım, onun verdiği komutla beraber otobüs şöförüne gidip durumu anlattım. O sıra adam bizim yanımıza doğru gelmeye başladı, bende işte bu adam diye gösterdim. Taciz eden adam benim üzerime yürüyerek bağırmaya beni tehdit etmeye başladı. Elimi aramıza koyarak şöföre ısrarla adamı indirmesini söyledim. Şöför umursamadan adama arkaya geç kardeşim tarzı bir laf söyledi.  Buna iyice sinirlenerek hayır bu adamın inmesini istiyorum ve şikayetçi olacağım dedim. Şikayet lafından korkan otobüs şöförü adamı indirdi. O sıra adam inen adam bana aşağıdan da sen bi gel buraya diye bağırarak tehditlerini sürdürmeye devam etti. Etrafta polis olsaydı bende peşinden inip karakola gidecektim; ama yoktu. Adam indikten sonra son durağa kadar arkadaşlarımla gittim ve arabayla bir tanıdığımın almasını bekledım. Bu olaydan sonra toplu taşımalarda paranoyaklaşmaya başladım. Her saniye etrafımdaki her insana bir tehdit gibi bakmaya başladım ve o otobüsteki hiç bir insanın bana yardımcı olmaması beni en çok şok eden kısımdı

Arkandayım
14+

Yorum yok
Hikayeler

Siradan’ın Hikayesi

Metrobuste onde hol tarafinda otururken (yuksekte olan tarafta) ayakta duran adam bacagimin ust tarafina dayandi ve kalabaliktan da faydalanarak taciz etti. Ben cekilmeye calistikca daha cok yaklasti. Ereksiyon halindeydi ve agzindan salya geliyordu. Metrobus durur durmaz indim. Soka girdigim icin sanirim o an sesimi cikaramadim. Indigimde bir adam gelip gecmis olsun ne oldugunu gordum dedi. Kabus gibiydi.

Arkandayım
5+

Yorum yok
Hikayeler

Herkes gibi bir Simge’nin Hikayesi

Daha 16 yaşında bir genç kızın, ülkesinde ki her zaman dile getirilen özgürlük sözüne kanarak yaşadığı bir olayı anlatıyorum. Bu kız bizzat benim ; akşam saatleri, ailem ile alışverişten dönmekteyiz, aslında taksiyi tercih edecektik; ancak kalabalıktan dolayı her gelen araç doluydu. En son geçe kalmamak için bir dolmuşa attık kendimizi. Pendik”ten bindik dolmuşa. O akşam da hava soğuk, altımda dar bir kot, üstümde kalın bir kazak ve kısa bir ceket var. Dolmuşa ilk bindiğimizde hafif doluydu, oturucak yer yoktu ancak nefes alma alanımız vardı. Yaklaşık iki durak sonra, bırakın nefes almayı, karbondioksit veremiyorduk dışarı, tıklım tıklım. Annem az ilerimde, bir tanıdık ile muhabbet ediyordu, ben de hafif gerisinde direğe ellerimi koymuş, bir elimde de alışveriş poşetleri. Bir anda arkamda kalçalarıma doğru değen bir baskı hissettim, yanlışlıkla olmuştur sonuçta hepimiz iç içeyiz, günahlarını almıyım diyerek pek önemsemedim; ama daha saniyeler geçmemişti ki müthiş bir cüret ile birden arkamdaki baskı artmış ve nerdeyse kalçalarımın arasında erkek organını hissetmiştim. Bu durumdan rahatsızlığımı belli etmek adına hafif öne doğru ilerledim ancak bir anda bacaklarımın etrafında bir duvar örüldü ve kımıldayamadım. Arkamdaki şey baskıyı bırakmış resmen niyetini belli edercesine tüm bedenini bedenime yaslamış durumdaydı. Ne yapıcağımı şaşırdım, o anda ses çıkarsam kuyruk salladın, amma abarttın, çocuğun günahını alma gibi tepkiler goruceğimi biliyordum. Ve şu anda anlıyorum ki yaptığım en büyük hataydı; çünkü daha sonra bu cinsel açlığın iradesizliğine düşmüş insan susmamdan cesaretlenmiş olmalı ki organı ile kalçalarım arasında sanki kumaş parçası bile yok denecek kadar azalmıştı. Artık saklamaktan kuşku duymadan parmaklarını göğsümde hissetmeye başladım. O sırada iniceğimiz durağa gelmiştik, tam döndüm ineceğim, bırakmadı son kez erkekliğini dayadı bana. Bende o cesaretle birden bacak arasına tekmeyi geçirdim ve indim. Demem o ki sessiz kalmayın, belki söz ile belki şiddet ile bir karşılık verin. Çünkü onlar bu durumdan cesaretlenip, daha da yaygınlaşıyorlar. Tepkisiz kalmayın, sesinizi çıkarın!

Arkandayım
5+

Yorum yok
Hikayeler

Dilara’nın Hikayesi

Arkadaşlar merhaba,
Artık sözlü tacizlerden bıkmışken şimdide elle taciz eklenddi bu vahim tabloya.Dün özgürlük parkı girişnde otobüs duraklarının yanında 28-29 yaşlarında iki arkadaş hem sözlü hemde elle tacizde bulundu bana.Önce söz sonra bir diğeri yanından geçerken bana tacizde bulundu.Ben tepki gösterince de koşarak kaçtılar.Çevredekiler dahişl hepimiz ne olduğumuzu şaşırıp kaldık.

Arkandayım
2+

Yorum yok
Hikayeler

Funda’nın Hikayesi

otobüste adam eteğimi sıyırıp cinsel organını soktu hiç bir şey yapamadım ve çok korktum 10 dakika kadar bunu yaptı ve gitti :(

Arkandayım
6+

Yorum yok
Hikayeler

New submission from burçak

Saat 9 buçuk sıralarında işten eve geliyordum. Otobüsten indikten sonra bir sokaktan yukarıya çıkmalı ve caddeden karşıya geçtikten sonra kendi oturduğum sokağa girmeliydim.
Yağmur başlamıştı ve ben hızlı adımlarla 10 senedir her gün yürüdüğüm sokaktan yukarı çıkıyordum. Üzerimde diz üstü etek ve bluz vardı Bir anda arkamdan telefonla konuşarak geçen birinin kalçamı sıktığını farkettim ben daha neye uğradığımı anlamadan kaçıp uzaklaştı. Çok sinirlendim. İçimden söylenmeye aynı zamanda utanmaya başladım. o sinirle caddeden karşıya geçtim ve kendi sokağıma girdim. yaklaşık 16-17 yaşlarında bir çocuk yanıma kadar gelip iyi akşamlar dedi. kendisine dönüp tanışıyor muyuz diye sordum. hayır dedi. bende kendisine o zaman neden iyi akşamlar diyorsun diye bağırdım. tam 1 dakika sonra oturduğum binanın önündeki kaldırımda 25-26 yaşlarında bir çocuk üstüme doğru geliyordu. Geçmesi için geri çekildim. Arkama geçer geçmez o da kalçamı sıktı ve bu sefer dönüp kendisine küfür ettim. o da bana aynı küfrü edince küfrümü tekrarladım ve dedim ki hayır bunu yapan sensin o yüzden bu da sensin. Bundan 5 yıl önce de kız kardeşimle marketten gelirken yaklaşık 10 tane 10 – 12 yaşlarında çocuğun taciz saldırısına uğradık. bi sokakta toplanıp bekliyor gibiydiler. Arkalarından koşmamıza rağmen bir tekini bile yakalayamamıştık. Bu durum artık gerçekten çok iğrençleşti. BİR KIZ OLARAK NE GİYİNDİĞİMİZ KIYAFETİN NE DIŞ GÖRÜNÜŞÜMÜZÜN NE DE YÜRÜYÜŞÜMÜZÜN ANLAMI YOK. BEN HER AKŞAM KAFAM ÖNÜMDE BİR TEK ADAMA DÖNÜP BAKMADAN EVİME GELİYORUM. KIŞIN ORTASINDA KALIN KALIN KAPALI KIYAFETLER GİYİNİP MONTUMU ATKIMI SARIP SARMALIYORUM. DURUM HİÇ DEĞİŞMİYOR. ÇÜNKÜ ONLARIN İSTEDİKLERİ SİZ DEĞİLSİNİZ SADECE BİR KADIN BEDENİ VE 3 SANİYE. SOKAKLARDA CADDELERDE SÜREKLİ ERKEKLERİN SÖZLÜ VE FİİLİ TACİZLERİNE MARUZ KALIYORUZ. TEPKİ OLSUN DİYE DÖNÜP BAKARSAK ONLARIN GÖZÜNDE BASİT BİR KIZ OLUYORUZ, BAKMADAN GEÇEYİM DİYİNCE DE GÖNLÜMÜZ VAR AMA AĞIRDAN ALIYORMUŞUZ GİBİ OLUYORUZ. Durumun üzerimde yarattığı psikolojiyi anlatmam imkansız. Çaresizlik, korku, utanç,sinir ve bir sürü şey. Birde bu olayı evimin önünde yaşadım artık yanıma biber gazı mı almalıyım yoksa bıçak satır alıp katil mi olmalıyım bilemiyorum. Zaten müdahale zamanımız bile olmuyor. Ben 7 yıldır adliyede çalışıyorum. Çok üzgünüm ama bu ülkede bu sorunlar için adaletin sağladığı bir çözüm yok. Yine de hiç bir polis memurunun savcının lafına bakmayın. Evet süreç yavaş ilerliyor. Belki geneli için biz çözüm olmaz ama eğer tacizcinizi tanıyor ya da tespit edebilecek durumda iseniz lütfen direk savcılığa ya da karakola şikayet edin. Gerekirse uğraşın ama o kişi bunun sırıtarak geçip gidebileceği bir şey olmadığını görsün.

Arkandayım
1+

Yorum yok

Arşivi Görüntüle

Powered by WordPress